|
RİSALE-İ NUR’DAN DAMLALAR...
Ey insan! Bu süslü masnuatı enva’-ı
mehasinle tezyin eden ve bütün
zîhayat olanların zevklerine, iştihalarına
göre bu kadar nimetleri in’am
eden Sâni’in en kâmil, en cemil ve
ibadetine kemal-i iştiyakla teveccüh
eden ve Sâni’in mehasin-i
san’atına takdir ve istihsanatıyla
arş ve ferşi taraba, sevinmeye getiren
ve Sâni’in ihsanatına yaptığı
teşekkürat ve tekbirat ile berr ve
bahri cezbeye getiren şu güzel
mahluk ve masnuuna iltifat edip
sözünü nazar-ı itibara almaması ve
teşekküratına mukabele etmemesi
ve teveccüh edip kendisiyle konuşmaması
ve iktidarına göre |
|
bütün mahlukata
bir imam ve mürşid yapmaması imkânı var
mıdır?.. (Mesnevi-i Nuriye s.32)
...Bak, o zât öyle bir maksad, öyle
bir gaye için saadet isteyip dua ediyor
ki, insanı ve bütün mahlukatı, esfel-i
safilîn olan fena-yı mutlaka sukuttan,
kıymetsizlikten, faidesizlikten,
abesiyetten a’lâ-yı illiyyîn olan
kıymete, bekaya, ulvî vazifeye,
mektubat-ı samedaniye olması derecesine
çıkarıyor. Bak, hem öyle
yüksek bir fizar-ı istimdadkârane
ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı
istirhamkârane ile yalvarıyor ki,
güya bütün mevcudata, semavata,
arşa işittirip, vecde getirip, duasına
“Âmîn! Allahümme âmîn!” dedirtiyor.
(Sözler s.71) |